UYARLAMA TALEBİNİN REDDİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

UYARLAMA TALEBİNİN REDDİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

UYARLAMA TALEBİNİN REDDİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ


                                               

UYARLAMA TALEBİNİN REDDİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

UYARLAMA TALEBİNİN REDDİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

 

                                                       BOLU 3. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

                                                               Gönderilmek Üzere

                                                BOLU 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

 

DOSYA NO : 2023/136 Esas – 2023/303 Karar (Ek Karar)

 

İTİRAZ EDEN SANIK : *** ******

 

MÜDAFİLERİ :

Av. Gizem Gül Uzun

Av. ***********************************

 

KONU : Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.08.2026 tarihli uyarlama talebinin reddine ilişkin ek kararına karşı 5275 sayılı Kanun'un 101/3. maddesi yollamasıyla CMK'nın 267 ve devamı maddeleri uyarınca itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.

 

AÇIKLAMALAR

 

Müvekkil hakkında mahkemenizin 01.11.2023 tarihli kararı ile mahkûmiyet hükmü kurulmuş, karar kesinleşerek infaz aşamasına gelmiştir.

 

Kesinleşen hüküm sonrasında yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra ile, dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişiler bakımından önemli bir lehe düzenleme getirilmiştir.

 

Anılan düzenleme uyarınca;

 

"Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir."

 

Kanun koyucu açık biçimde asli fail ile yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişileri birbirinden ayırmış ve ikinci grupta bulunan kişiler yönünden cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmüştür.

 

Mahkeme ise yalnızca;

 

"Sanığın hesabını kullandıran şahıslardan olmadığı"

 

şeklinde soyut bir değerlendirme yapmakla yetinmiş; bu sonuca hangi delille ulaştığını, ilk hükümdeki hangi kabulün buna dayanak oluşturduğunu ve sanığın eyleminin neden TCK'nın 158/4. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini tartışmamıştır.

 

Bu yönüyle ek karar gerekçe yönünden hukuka aykırıdır.

 

I- GEREKÇE YETERSİZDİR.

 

Anayasa'nın 141/3. maddesi ile CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.

 

İtiraza konu kararda;

 

ilk mahkûmiyet hükmündeki maddi olgular,

sanığın suç içerisindeki konumu,

hangi delillerin değerlendirildiği,

neden TCK'nın 158/4. maddesinin uygulanamayacağı

 

hiçbir şekilde açıklanmamıştır.

 

Kararda yalnızca sonuç belirtilmiş, hukuki değerlendirme ise soyut ifadelerden ibaret bırakılmıştır.

 

Bu haliyle karar denetime elverişli değildir.

 

II- LEHE KANUN İLKESİ GÖZETİLMEMİŞTİR.

 

5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi;

 

"Sonradan yürürlüğe giren kanun fail lehine ise uygulanır."

 

hükmünü amirdir.

 

Lehe kanun uygulaması şekli değil maddi bir değerlendirme gerektirir.

 

Mahkeme yalnızca önceki hükmün sonuç kısmına bakarak değil;

 

iddianame,

deliller,

gerekçeli karar,

sanığın fiili katkısı,

iştirak biçimi

 

birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşmalıdır.

 

Bu inceleme yapılmaksızın verilen ret kararı eksik incelemeye dayanmaktadır.

 

III- 7589 SAYILI KANUNUN GETİRİLİŞ AMACI GÖZETİLMEMİŞTİR.

 

Kanun koyucu yeni düzenleme ile özellikle banka hesabını veya ödeme aracını kullandırmak suretiyle suça iştirak eden kişilerin cezalandırılmasında daha farklı ve lehe bir sistem öngörmüştür.

 

Bu nedenle mahkemenin;

 

"hesabını kullandıran kişilerden değildir"

 

şeklindeki tek cümlelik değerlendirmesi yeterli olmayıp, sanığın suç içerisindeki rolünün ayrıntılı şekilde ortaya konulması zorunludur.

 

Şayet sanığın eylemi;

 

hesap bilgilerinin verilmesi,

banka hesabının kullandırılması,

hesap üzerinden para hareketine izin verilmesi,

ödeme aracının kullanılmasına imkan sağlanması

 

ile sınırlı ise, TCK'nın 158/4. maddesinin uygulanması gerekecektir.

 

Bu husus hiçbir şekilde tartışılmamıştır.

 

IV- KUŞKUDAN SANIK YARARLANIR İLKESİ DE GÖZETİLMEMİŞTİR.

 

Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" ilkesi gereğince, sanığın fiilinin yeni düzenleme kapsamında kalıp kalmadığı konusunda tereddüt bulunması halinde değerlendirme sanık lehine yapılmalıdır.

 

Mahkeme ise hiçbir araştırma yapmaksızın lehe kanunun uygulanamayacağı sonucuna ulaşmıştır.

 

Bu yaklaşım hem TCK'nın 7/2. maddesine hem de ceza hukukunun temel ilkelerine aykırıdır.

 

V- GEREKTİĞİNDE DOSYA ÜZERİNDE DEĞİL, AYRINTILI HUKUKİ İNCELEME YAPILMALIDIR.

 

Uyarlama yargılaması yalnızca şekli bir değerlendirme olmayıp, lehe kanunun uygulanma şartlarının somut olay bakımından yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir.

 

Mahkemenin eksik inceleme ile verdiği ret kararının kaldırılması gerekmektedir.

 

SONUÇ VE İSTEM

 

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve re'sen gözetilecek hususlar çerçevesinde;

 

Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.08.2026 tarihli uyarlama talebinin reddine ilişkin ek kararına yaptığımız itirazın kabulüne,

Ek kararın kaldırılmasına,

Müvekkilin eyleminin 7589 sayılı Kanun ile TCK'nın 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra kapsamında kalıp kalmadığının dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek yeniden incelenmesine,

Yapılacak değerlendirme sonucunda müvekkil hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/4. maddesinde düzenlenen lehe hükümlerin uygulanmasına ve buna bağlı olarak cezasının yeniden belirlenmesine,

Gerekli görülmesi halinde dosyanın bu yönde yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,

 

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. 6.08.2026

 

İtiraz Eden Sanık Müdafii

 

Av. Gizem Gül Uzun

AVUKAT GİZEM GÜL UZUN