FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRILIK SUÇU SAVUNMA DİLEKÇESİ
KAYSERİ 3.ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE
DOSYA NO : 2026/216 E.
SANIK : ****************
MÜDAFİİ : Av. Gizem Gül Uzun
KONU : Savunmalarımızın ibrazı hk.
AÇIKLAMALAR :
1. MÜVEKKİLİN ÜZERİNE ATILI SUÇU İŞLEME KASTI BULUNMAMAKTADIR
Sayın Mahkeme,
Müvekkil hakkında, müştekilere ait olduğu iddia edilen karikatürlerin, müvekkile ait olduğu belirtilen internet sitesinde izinsiz olarak yayımlandığı gerekçesiyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 71/1. maddesi kapsamında kamu davası açılmıştır.
Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki; FSEK kapsamında düzenlenen suçlar kasten işlenebilen suçlardır. Müvekkilin, müştekilere ait olduğu iddia edilen eserleri bilerek ve isteyerek, hukuka aykırı şekilde yayımlama yönünde herhangi bir kastı bulunmamaktadır.
Müvekkil, yerel haber içerikleri paylaşan bir internet sitesinin sahibidir. Sitede yer alan içerikler çoğu zaman:
Ajanslardan alınan,
Üçüncü kişiler tarafından sağlanan,
Editoryal süreçlerden geçen içeriklerdir.
Bu kapsamda söz konusu görsellerin, telif hakkına konu olduğunun bilinmesi ve buna rağmen özellikle yayınlanması gibi bir durum söz konusu değildir.
2. İÇERİKLERİN MÜVEKKİL TARAFINDAN YÜKLENDİĞİ KESİN OLARAK İSPAT EDİLMEMİŞTİR
Dosya kapsamında, ilgili içeriklerin doğrudan müvekkil tarafından yüklendiğine dair kesin ve her türlü şüpheden uzak bir delil bulunmamaktadır.
İnternet sitelerinde:
İçerik girişleri farklı kişiler tarafından yapılabilmekte,
Teknik yönetim ile içerik yönetimi ayrışabilmektedir.
Bu nedenle yalnızca sitenin müvekkile ait olması, ilgili içeriklerin bizzat müvekkil tarafından yüklendiğini ve suçun faili olduğunu göstermeye yeterli değildir.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği, bu husus müvekkil lehine değerlendirilmelidir.
3. TİCARİ AMAÇ UNSURU SOMUT OLARAK ORTAYA KONULAMAMIŞTIR
İddianamede, söz konusu içeriklerin “reklamlar eşliğinde” yayımlandığı belirtilmiş ise de;
Bu içeriklerden doğrudan bir kazanç elde edildiğine dair somut bir tespit bulunmamaktadır.
İnternet sitelerinde yer alan genel reklamların, spesifik bir içerikle ilişkilendirilmesi mümkün değildir.
Dolayısıyla müvekkilin, müştekilere ait eserler üzerinden özel bir ticari kazanç elde etme amacıyla hareket ettiğine dair kesin bir delil yoktur.
4. MÜVEKKİLİN İYİ NİYETİ VE HUKUKA UYGUN DAVRANIŞI GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR
Müvekkil, telif hakkı ihlali oluşturabilecek bir durumdan haberdar olması halinde gerekli müdahaleleri yapabilecek iyi niyetli bir yayıncıdır.
Somut olayda:
Müvekkilin kötü niyetli bir davranışı bulunmamaktadır.
Eylem, en fazla dikkatsizlik veya özen eksikliği kapsamında değerlendirilebilir.
Bu haliyle, suçun manevi unsuru oluşmamıştır.
5. CEZA VERİLMESİ HALİNDE LEHE HÜKÜMLERİN UYGULANMASI GEREKİR
Sayın Mahkeme aksi kanaatte olsa dahi;
Müvekkilin sabıkasız oluşu,
Kaçma veya delil karartma şüphesinin bulunmaması,
Suçun niteliği ve oluş şekli
dikkate alınarak;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB),
Adli para cezasına hükmedilmesi,
Lehe olan tüm hükümlerin uygulanması
talep ederiz.
KATILMA TALEBİNE İLİŞKİN BEYANLARIMIZ
Her ne kadar katılan vekili tarafından müvekkillerinin doğrudan zarar gördüğü iddia edilerek davaya katılma talebinde bulunulmuş ise de;
katılma talebinin kabulü, otomatik olarak suçun işlendiği veya tüm unsurlarıyla oluştuğu anlamına gelmemektedir. Bu nedenle esas bakımından aşağıda arz ettiğimiz savunmalarımız saklı kalmak kaydıyla katılma talebine karşı esas yönünden itirazlarımız mevcuttur.
FSEK KAPSAMINDA SUÇUN MANEVİ UNSURU OLUŞMAMIŞTIR
Katılan vekili dilekçesinde, müvekkilin kastla hareket ettiği ileri sürülmüş ise de bu iddia somut delillerle desteklenmemektedir.
Ceza hukukunun temel ilkelerine göre;
Bir fiilin suç teşkil edebilmesi için kastın her türlü şüpheden uzak şekilde ispat edilmesi gerekir.
Somut olayda;
Müvekkilin söz konusu içerikleri bizzat yüklediğine dair kesin bir tespit bulunmamaktadır.
İçeriklerin hangi tarihte, kim tarafından sisteme yüklendiği teknik olarak ortaya konulmamıştır.
Müvekkilin bu içeriklerin telif hakkına konu olduğunu bilerek hareket ettiğine dair herhangi bir somut veri mevcut değildir.
Bu haliyle, katılan vekilinin “genel kast vardır” şeklindeki soyut iddiası, ceza hukukunda aranan kesin ve inandırıcı delil standardını karşılamamaktadır.
İÇERİK SAĞLAYICI SORUMLULUĞU MUTLAK VE SINIRSIZ DEĞİLDİR
Katılan vekili tarafından 5651 sayılı Kanun’a dayanılarak müvekkilin sorumluluğu olduğu ileri sürülmüş ise de;
5651 sayılı Kanun, idari ve hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler içermekte olup, ceza sorumluluğu bakımından doğrudan ve otomatik bir yükümlülük doğurmamaktadır.
Ceza sorumluluğu şahsidir ve kusur ilkesi gereği kast veya taksir olmadan ceza verilemez.
Dolayısıyla, sırf “içerik sağlayıcı” sıfatına dayanılarak müvekkilin cezalandırılması hukuka aykırıdır.
EMSAL KARARLAR SOMUT OLAYA UYGUN DEĞİLDİR
Katılan vekili tarafından sunulan emsal kararlar, somut olayla birebir örtüşmemektedir.
Zira;
Emsal kararlarda, sanıkların içerik üzerindeki doğrudan tasarrufu ve bilgisi açık şekilde ortaya konulmuştur.
Oysa eldeki dosyada, müvekkilin içerikleri bizzat yüklediği veya bilerek yayında tuttuğu kesin olarak ispat edilememiştir.
Bu nedenle emsal kararların somut olayda uygulanabilirliği bulunmamaktadır.
“KANUNU BİLMEMEK MAZERET DEĞİLDİR” İLKESİ YANLIŞ YORUMLANMAKTADIR
Katılan vekili tarafından bu ilkeye dayanılmış ise de;
bu ilke, kişinin işlediği fiilin suç olduğunu bilmemesinin mazeret sayılmayacağını ifade eder.
Ancak somut olayda tartışılan husus:
Müvekkilin fiili işleyip işlemediği ve
İşledi ise bunu kastla yapıp yapmadığıdır.
Dolayısıyla bu ilke, kastın varlığını ispat eden bir delil olarak kullanılamaz.
MÜVEKKİLİN TİCARİ AMAÇLA HAREKET ETTİĞİ İSPATLANAMAMIŞTIR
Katılan vekili, müvekkilin ticari amaçla hareket ettiğini iddia etmiş ise de;
Söz konusu içeriklerden elde edilen doğrudan bir gelir tespit edilmemiştir.
İnternet sitesinde genel reklam bulunması, spesifik içerikten kazanç elde edildiği anlamına gelmemektedir.
Bu nedenle suçun ağırlaştırıcı unsurlarından biri olan ticari amaç unsuru somut olayda yoktur.
ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ UYGULANMALIDIR
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
İçeriklerin kim tarafından yüklendiği kesin değildir,
Müvekkilin kastı ispat edilememiştir,
Suçun unsurları her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulamamıştır.
Bu durumda ceza hukukunun temel ilkesi olan:
“Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği müvekkilin beraatine karar verilmesi gerekmektedir.
KATILMA TALEBİ HUKUKİ ŞARTLARI TAŞIMAMAKTADIR
CMK m.237 uyarınca kamu davasına katılabilmek için doğrudan zarar şarttır.
Somut olayda;
Katılan taraf, soyut şekilde telif hakkı ihlali iddiasında bulunmakta,
Ancak müvekkilin eylemi nedeniyle somut, kişisel ve doğrudan bir zarar oluştuğunu ortaya koyamamaktadır.
İnternet ortamında yer alan içeriklerin varlığı tek başına zarar doğurduğu anlamına gelmez.
Zararın:
Belirlenebilir, ölçülebilir ve doğrudan olması gerekir.
Dosyada:
Herhangi bir zarar hesabı,
Gelir kaybı tespiti,
Lisans bedeline ilişkin somut veri
bulunmamaktadır.
Bu nedenle katılma talebinin reddi gerekir.
FSEK KAPSAMINDA SUÇUN MANEVİ UNSURU (KAST) OLUŞMAMIŞTIR
Katılan taraf dilekçesinde, kastın varlığını varsayıma dayalı şekilde ileri sürmektedir. Oysa:
FSEK m.71 kapsamındaki suçlar kasten işlenebilen suçlardır.
Kastın varlığı somut olgularla ispat edilmelidir.
Müvekkil:
Yerel haber içerikleri paylaşan bir internet sitesi işletmektedir.
Sitede yer alan içerikler büyük ölçüde:
Ajanslardan alınan,
Üçüncü kişilerce sağlanan,
Editoryal süreçten geçen içeriklerdir.
Müvekkilin:
Eserin kime ait olduğunu bilerek,
Özellikle telif ihlali amacıyla yayın yaptığına dair
hiçbir somut delil yoktur.
Katılan tarafın “bilmemek mazeret değildir” yönündeki iddiası, ceza hukukunda kastın ispatı yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İÇERİK SAĞLAYICI SIFATI TEK BAŞINA CEZAİ SORUMLULUK DOĞURMAZ
Katılan taraf, 5651 sayılı Kanun m.4’e dayanmıştır. Ancak bu düzenleme:
Hukuki (tazminat) sorumluluğa ilişkindir,
Ceza sorumluluğunu otomatik olarak doğurmaz.
Ceza sorumluluğu için:
Fiilin bizzat sanık tarafından işlendiğinin,
En azından bilinçli şekilde sürdürüldüğünün
ispatı gerekir.
Dosyada:
İçeriğin kim tarafından yüklendiği,
Ne zaman yüklendiği,
Müvekkilin bu içerikten haberdar olup olmadığı
hususları kesin olarak ortaya konulamamıştır.
Sadece “site sahibi olmak”, ceza sorumluluğu için yeterli değildir.
BİLİRKİŞİ RAPORU HUKUKİ DEĞERLENDİRME İÇERMEKTEDİR VE BAĞLAYICI DEĞİLDİR
Dosyada yer alan bilirkişi raporu:
Eser niteliği ve hak sahipliği yönünden değerlendirme içermektedir.
Ancak rapor, hukuki nitelendirme yaparak suçun oluştuğu sonucuna varmıştır.
Oysa:
“Suç oluşmuştur” değerlendirmesi mahkemeye aittir.
Bilirkişi raporu bu yönüyle takdiri delildir ve bağlayıcı değildir.
EMSAL KARARLAR SOMUT OLAYA UYGUN DEĞİLDİR
Katılan tarafça sunulan Bölge Adliye Mahkemesi kararları:
Her somut olayın kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiği gerçeğini değiştirmez.
Sunulan kararlarda:
Sanığın içerik üzerindeki hakimiyeti,
Bilinçli kullanım,
Süreklilik arz eden ihlal
unsurları açıkça ortaya konulmuştur.
Oysa somut olayda:
Müvekkilin bilinçli hareket ettiğine dair kesin bir tespit yoktur.
İçeriğin yüklenme süreci belirsizdir.
Bu nedenle emsal kararlar somut olayla birebir örtüşmemektedir.
TİCARİ AMAÇ UNSURU İSPATLANAMAMIŞTIR
Katılan taraf, yayınların ticari amaçla yapıldığını ileri sürmektedir. Ancak:
İnternet sitesinde reklam bulunması,
tek başına ilgili içeriğin ticari kazanç sağladığını göstermez.
Dosyada:
Bu karikatürler üzerinden elde edilmiş spesifik bir gelir,
Lisans kaybına ilişkin somut bir zarar
tespit edilmemiştir.
ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ UYGULANMALIDIR
Ceza yargılamasının temel ilkesi gereği;
Sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi için suçun
her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatı gerekir.
Somut olayda:
Kast unsuru kesin değildir,
Failin kim olduğu net değildir,
Ticari amaç ispatlanmamıştır.
Bu nedenle mahkumiyet değil, beraat kararı verilmesi zorunludur.
HUKUKİ NEDENLER
5846 sayılı FSEK, 5237 sayılı TCK ve ilgili mevzuat
SONUÇ VE TALEP
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
Müvekkilin üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından BERAATİNE,
Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, müvekkil hakkında HAGB uygulanmasına,
Lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasına
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. 25.03.2026
AV.GİZEM GÜL UZUN