AİLE MAHKEMESİ BOŞANMA REDDİ KARARINA İSTİNAF TALEBİ

AİLE MAHKEMESİ BOŞANMA REDDİ KARARINA İSTİNAF TALEBİ

AİLE MAHKEMESİ BOŞANMA REDDİ KARARINA İSTİNAF TALEBİ


                       

AİLE MAHKEMESİ BOŞANMA REDDİ KARARINA İSTİNAF TALEBİ

 

                              KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE

                                              GÖNDERİLMEK ÜZERE

                                      KAYSERİ 4.AİLE MAHKEMESİNE

 

AİLE MAHKEMESİ BOŞANMA REDDİ KARARINA İSTİNAF TALEBİ

DOSYA NO : 2023/**** E.

 

KARAR NO : 2026/**

 

DAVACI : *********

 

VEKİLİ : Av. Gizem Gül Uzun

 

DAVALI : VASILIKI *****

 

KONU : İstinaf başvuru dilekçesinin ibrazı hk.

 

AÇIKLAMALAR :

 

Yukarıda esas numarası belirtili Sayın Mahkeme dosyasında ''boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Davacı dava dilekçesinde davalı hakkında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep herhangi bir kusur isnadında bulunmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilmiştir.'' denilmiştir. Verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. İşbu sebepten ötürü istinaf başvurusu yapma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Şöyle ki;

 

1.EVLİLİK BİRLİĞİ FİİLEN HİÇ KURULMAMIŞTIR.

 

Taraflar resmi olarak evlenmiş olmakla birlikte:

 

Evlilik tamamen şekli (formal) nitelikte olup,

 

Taraflar evlilik tarihinden itibaren hiçbir zaman ortak konutta birlikte yaşamamış,

 

Evliliğin gerektirdiği müşterek hayat fiilen hiç kurulamamış,

 

Sosyal ve fiilî anlamda evlilik birliği oluşmamıştır.

 

Türk Medeni Kanunu m. 166/1 uyarınca boşanma için aranan temel unsur, evlilik birliğinin taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olmasıdır. Somut olayda ise evlilik birliği hiç kurulamamış olup, bu durum evlilik birliğinin en ağır şekilde işlevsiz kalması anlamına gelmektedir.

 

Fiilen hiç başlamamış bir evliliğin sürdürülmesini taraflardan beklemek hakkaniyetle bağdaşmaz.

 

2.KUSUR İSNADI BOŞANMANIN MUTLAK ŞARTI DEĞİLDİR.

 

Yerel mahkeme kararının temel dayanağı, davacı tarafça açık bir kusur isnadı yapılmamış olmasıdır.

 

Ancak:

 

TMK m. 166/1 kapsamında boşanma kararı verilebilmesi için mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş somut bir kusur isnadı bulunması zorunlu değildir.

 

Evlilik birliğinin fiilen sona ermiş olması, ortak hayatın kurulamaması ve tarafların evlilik iradesinin bulunmaması tek başına boşanma sebebi teşkil edebilir.

 

Kusur, boşanmanın fer’i sonuçları (tazminat, nafaka vb.) bakımından önem taşır; boşanmanın gerçekleşmesi için mutlak koşul değildir.

 

Nitekim davacı taraf dava dilekçesinde yalnızca boşanma talebinde bulunmuş; herhangi bir maddi-manevi tazminat veya nafaka talep etmemiştir. Bu durumda mahkemenin kusur araştırmasını boşanmanın ön şartı gibi değerlendirmesi hukuka aykırıdır.

 

3.ORTAK HAYATIN KURULAMAMASI BAŞLI BAŞINA BOŞANMA SEBEBİDİR.

 

Tarafların evlendikten sonra:

 

Hiçbir zaman birlikte yaşamamış olması,

 

Evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi,

 

Fiilî ayrılığın evlilik tarihinden itibaren kesintisiz devam etmesi

 

evlilik birliğinin objektif olarak sona erdiğini göstermektedir.

 

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da ortak hayatın kurulamaması ve evliliğin fiilen başlamamış olması evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilmiştir.

 

Mahkemenin, şeklen devam eden ancak fiilen hiç var olmamış bir evliliği sürdürmeye zorlayıcı yaklaşımı TMK’nın amacına aykırıdır.

 

4.HAKKANİYET VE ÖLÇÜLÜLÜK İLKELERİNE AYKIRILIK

 

Tarafların fiilen birlikte yaşamadığı, evlilik iradesinin bulunmadığı ve evlilik ilişkisinin sosyal gerçeklikte mevcut olmadığı bir durumda:

 

Davacıyı evli kalmaya zorlamak,

 

Hukuken var ancak fiilen yok bir evliliği sürdürmek

 

hukuki güvenlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

 

Evlilik birliği sosyal bir kurumdur; salt nüfus kaydındaki şekli varlık boşanmanın reddi için yeterli görülemez.

 

Fiilen var olmayan bir evliliğin sırf şekli kayıtlara dayanılarak sürdürülmeye zorlanması:

 

Evlilik kurumunun amacına,

 

Tarafların kişilik haklarına,

 

Hukuki güvenlik ilkesine

 

aykırıdır.

 

Evlilik sosyal bir yaşam ortaklığıdır. Bu ortaklık hiç doğmamış ve yıllardır fiilen mevcut değilse, boşanma talebinin reddi hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.

 

5.HUKUK YARGILAMALARINDA GENEL ESAS TALEPLE BAĞLILIKTIR.

 

Hukuk yargılamalarında genel esas taleple bağlılıktır. KARŞI TARAF, DAVAYA SÜRESİ İÇERİSİNDE CEVAP VERMEMİŞTİR. BOŞANMA DAVA DİLEKÇEMİZDE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT, NAFAKA TALEBİMİZ BULUNMAMAMIŞTIR. MÜVEKKİL SADECE VE SADECE BOŞANMAK İSTEMEKTEDİR. MÜVEKKİLİN TÜRKİYE'DE İMAM NİKAHLI EŞİ BULUNMAKTADIR. MALİ YÖNDEN HERHANGİ BİR TALEBİMİZ OLMADIĞI HALDE KUSUR DURUMUNUN ARANMASINA GEREK YOKTUR. BOŞANMA DAVASINDA KUSUR, SADECE TAZMİNAT TALEBİNDE DEVREYE GİRMEKTEDİR. MÜVEKKİL, ZORLA EVLİ KALMAYA ZORLANAMAZ.

 

6.TANIK BEYANLARI, EVLİLİK BİRLİĞİNİN HİÇ KURULMADIĞINI DOĞRULAMIŞTIR.

 

Tanık Mustafa *****, ''Davacı arkadaşım olur. Kendisi davalıyla yurt dışına gidebilmek için evlenmiştir. Bildiğim kadarıyla birliktelikleri olmadı. Evlendiği tarihten bugüne kadar da bir arada yaşamadılar.'' demiştir. Tanık beyanından da tarafların hiçbir zaman bir araya gelmediği, evlilik birliğinin hiç kurulmadığı anlaşılmıştır.

 

7.YEREL MAHKEME KARARI HUKUKA AYKIRIDIR.

 

Mahkemece, davacı tarafından davalıya yöneltilmiş açık bir kusur isnadı bulunmadığı gerekçesiyle TMK m. 166/1 kapsamında boşanma şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

 

Ancak bu gerekçe, hem kanuna hem yerleşik içtihada aykırıdır.

 

8.KUSUR, BOŞANMANIN KURUCU UNSURU DEĞİLDİR.

 

4721 sayılı TMK m. 166/1 uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması yeterlidir.

 

Madde metninde boşanma için mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş somut bir kusur isnadı şartı aranmamaktadır. Kusur;

 

Maddi-manevi tazminat (TMK 174),

 

Yoksulluk nafakası (TMK 175)

 

bakımından önem taşır.

 

Somut olayda davacı yalnızca boşanma talep etmiş; herhangi bir tazminat veya nafaka talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla mahkemenin, kusur isnadını boşanmanın ön şartı gibi değerlendirmesi açık bir hukuki nitelendirme hatasıdır.

 

9.EVLİLİK BİRLİĞİ FİİLEN HİÇ KURULMAMIŞTIR.

 

Dosya kapsamı ve dava dilekçemizde açıkça belirtildiği üzere:

 

Taraflar 2004 yılında evlenmiş,

 

Hiçbir zaman ortak konut tesis etmemiş,

 

Birlikte yaşamamış,

 

Hayat ortaklığı kurmamış,

 

Çocuk sahibi olmamış,

 

Davacı davalıyı en son 2010 yılında görmüş,

 

2010–2023 yılları arasında taraflar arasında hiçbir fiilî birliktelik olmamıştır.

 

Yaklaşık 13 yıldır fiilî ayrılık söz konusudur.

 

Fiilen hiç başlamamış bir evliliğin varlığından söz edilemez. Ortak hayatın kurulamamış olması, evlilik birliğinin en ağır şekilde sarsıldığının göstergesidir.

 

Taraflardan müşterek hayatı sürdürmelerini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır.

 

10.HAKİMİN HUKUKİ NİTELENDİRME HATASI

 

HMK m. 33 uyarınca hâkim, tarafların ileri sürdüğü vakıalara uygulanacak hukuku re’sen belirler.

 

Dava dilekçemizde;

 

Ortak hayatın hiç kurulmadığı,

 

Tarafların fiilen ayrı yaşadığı,

 

Evliliğin şeklen var olduğu

 

açıkça ortaya konulmuştur.

 

Mahkemenin, bu vakıaları evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirmesi gerekirken, yalnızca “kusur isnadı yokluğu” gerekçesiyle davayı reddetmesi hukukun yanlış uygulanması niteliğindedir.

 

 

HUKUKİ NEDENLER : TMK, HMK ve ilgili sair mevzuat

 

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

 

Kayseri 4.Aile Mahkemesinin 27.01.2026 tarih, 2023/**** E. – 2026/** K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,

 

Davanın kabulü ile tarafların BOŞANMALARINA karar verilmesine,

 

Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine

 

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. 25.02.2026

 

 

 

                                                                               DAVACI ****** ***** VEKİLİ

                                                                                        AV.GİZEM GÜL UZUN

 

 

 

ADLİ YARDIM KONUSUNDAKİ TALEBİMİZ;

 

Yerel Mahkeme tarafından adli yardım talebimiz kabul edilmişti. İşbu sebepten ötürü istinaf başvuru harç ve giderlerini yatırmadığımızı bildiririz.

 

 

 

AVUKAT GİZEM GÜL UZUN