EŞYALARIN KİMİN TARAFINDAN ALINDIĞI NASIL İSPAT EDİLİR?

EŞYALARIN KİMİN TARAFINDAN ALINDIĞI NASIL İSPAT EDİLİR?

EŞYALARIN KİMİN TARAFINDAN ALINDIĞI NASIL İSPAT EDİLİR?


EŞYALARIN KİMİN TARAFINDAN ALINDIĞI NASIL İSPAT EDİLİR?

EŞYALARIN KİMİN TARAFINDAN ALINDIĞININ HER TÜRLÜ DELİLLE KANITLANMASI MÜMKÜNDÜR.

Karar İçeriği 8. Hukuk Dairesi 2010/6644 E. , 2011/3212 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı

... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Mersin 3.Aile Mahkemesinden verilen 14.09.2010 gün ve 1328/950 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... dava dilekçesinde; Mersin 1. Aile Mahkemesinin 2008/378 Esas ve 2007/979 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, evlilik birliği süresince edinilen ortak malların boşanma davasında dava konusu yapılmadığı gibi ortak malların tasfiyesi ve paylaşımının da yapılmadığını, 33 RS 632 plakalı Fiat Doblo 2007 model araba ile birlikte ev eşyası olarak salon takımı, oturma odası takımı, yatak odası takımı, buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi ve fırınlı ocağın MK.nun hükümlerine göre paylaştırılmasının zorunluluğunun doğduğunu, aracın bedeli 28.500 TL olup, 10.500 TL’sinin peşin ödendiğini geri kalan 18.000 TL’nin ise Koç Finanstan kredi çekilmek suretiyle ödendiğini, kredinin 30 aylık vadeli olduğunu, aylık taksitin 699.69 TL olarak (toplamda 25.188.84 TL) geri ödendiğini, peşin ödenen paranın 4.000 TL’nin evlenmeden önce aldığı ... plakalı aracın satışından elde edilen para olduğunu, bizzat tarafından ödendiğini açıklayarak malların MK.nun hükümlerine göre paylaştırılmasına, evlilik birliği sırasında birlikte edindikleri arabanın davalıya ödenecek 4.500 TL karşılığında tarafına devrine, bu mümkün olmaz ise arabanında satılarak bedelinin ¾’ünün kendisine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... yargılama oturumunda açılan davayı kabul etmediğini, boşanma davası sırasında arabanın kendisinde kalacağı yönünde anlaştıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, “araç bakımından davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 8.500 TL katılma payı alacağının davalıdan tahsiline ve davacıya ödenmesine, dava dilekçesinde belirtilen ev eşyalarının tarafların paylı mülkiyetinde olduğunun tespitine, ziyade talebinin reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden sonra edinilen araçtan kaynaklanan edinilmiş mallara katılma rejimi nedeniyle istenen katılma payı (artık değer) alacağı ile ev eşyalarının mevcut ise aynen iadesine, değilse bedelin tahsili isteğine ilişkindir. Davacı tüm istekler için dava dilekçesinde yaklaşık 20.000 TL isteğinde bulunmuştur.HUMK.nun 74,75 ve 76. maddeleri uyarınca maddi olayları ileri sürmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hakime aittir. Hakim tarafların iddia ve savunmasıyla bağlı olup, ondan fazlasına ve başka bir şeye karar veremez (HUMK. m.74). Davacı dava dilekçesinde malların MK.nun hükümlerine göre paylaştırılmasını ve bedeli karşılığında aracın kendisine verilmesini istemiş bu mümkün olmadığı taktirde aracın satılarak ¾’e isabet eden paranın tahsilini istemiştir. Davanın mal rejiminden kaynaklanan dava olduğu gözetilerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesi kapsamı da göz önünde tutulduğunda malların MK.nun hükümlerine göre paylaştırılmasını istemekle; mevcut ev eşyalarının mevcut ise aynen iadesine, olmadığı taktirde bedelin tahsiline karar verilmesi şeklinde yorumlamak ve anlamak gerekir. Aksi halde verilen hüküm karşısında sonuca ulaşmak açısından davacının ayrıca bir dava açmasına neden olacaktır. Bu husus ise, usul ekonomisine aykırı düşer (HUMK. m.179/3, 195/1, 77, 241/2, 217/2 ve 1982 Anayasası m. 141/son).

Uyuşmazlık konusu 33 RS 632 plakalı araç 20.12.2006 tarihinde satın alınmış olup davalı ... adına trafikte kayıtlıdır. Taraflar 3.3.2004 tarihinde evlenmiş, davacı ... tarafından 3.10.2007 tarihinde açılan, kabulle sonuçlanan ve 15.9.2008 tarihinde kesinleşen Mersin 1. Aile Mahkemesine ait karar ile boşanmışlardır. Eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre evlenme tarihinde boşanma davasının açıldığı 3.10.2007 tarihine kadar eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m.202, 4722 sayılı K.m. 10/1). Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı 3.10.2007 tarihinde sona ermiştir. TMK.nun 6 ve 222/1. maddesi gereğince herkes iddiasına kanıtlamakla yükümlüdür. Aynı maddenin son fıkrası uyarınca da “bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.” Dava konusu araç edinilmiş mallara katılma rejimi süresi içinde davalı tarafından edinilmiş olup, TMK.nun 236/1. fıkrası uyarınca bu aracın değeri üzerinde davacının yarı payı oranında hakkı söz konusudur. Edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uyarınca ayın (mülkiyet) istenemez. Ancak mülkiyet hakkından kaynaklanan şahsi hak niteliğindeki alacak istenebilir. Davacı aracı kişisel malıyla aldığını kanıtlamadığına göre sözü edilen aracın karar tarihine göre en yakın bir tarihte tespit edilen değeri üzerinden davacının ½ oranında alacak hakkı doğduğunun kabulü gerekir (TMK. m. 236/1). Aracın değeri 22.3.2010 tarihinde 17.000 TL olarak tespit edilmiştir. Karar tarihi ise 14.9.2010 olup yaklaşık 6 aylık bir süre farkı söz konusudur. Bu süre içerisinde önemli bir değer değişikliğinin ya da artışının olması düşünülemez. Bu nedenle mahkemece, sözü edilen değere itibar etmesi yerindedir. Belirlenen değerin yarısı üzerinden hüküm kurulduğuna göre davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan aracın ½ bedeline ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,

Davalının ev eşyalarına yönelik temyiz itirazlarına gelince: Davacı dava dilekçesinde; ev eşyaları olarak solan, oturma odası, yatak odası takımları ile buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi ve fırınlı ocak gibi eşyaları istemiştir. Ancak 18.1.2010 havale tarihli dilekçesinde ise; bunlara ek olarak temizlik robotu, 72 ekran TV, kilim, halı takımı, uydu, su arıtma cihazı, mutfak malzemeleri, perdeler vs. istemiştir. Sözü edilen dilekçe ile, istenen eşyalar dava dilekçesinde yer almadığı gibi bunlar açısından harcı yatırılmış herhangi bir dava da söz konusu değildir. Bu hususun mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Ev eşyalarıyla ilgili istekler söz konusu olduğunda kural olarak; fatura, makbuz veya bunların satın alındığına ilişkin belge aranmaktadır. Bunlardan hiçbirinin söz konusu olmadığı durumlarda eşyaların kimin tarafından alındığını her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Eşyalar mevcut ise aynen iadesine, değil ise bedelinin tahsiline karar verilir. Somut olayda mahkemece, taraflara 8.1.2010 tarihli yargılama oturumu ara kararı ile delillerini sunmaları için kesin süre verilmiş ve bu konuda uyarı yapılmıştır. Bunun üzerine davacı 18.1.2010 tarihli havale tarihli dilekçesiyle sadece bir tanığını bildirmiş, davalı ise 15.1.2010 tarihli dilekçesiyle iki tanık ismini vermiştir. Her iki tarafın bu tanıkları yargılama oturumlarında dinlenilmiştir. Davacı tanığının sadece araba alım satımı ile ilgili bilgisi olduğunu bildirmiş, eşyalar konusunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Davalı tanıklarından Aysel Emlak; 18.1.2010 havale tarihli dilekçede yazılı ev eşyaların taraflarca müşterek alındığını, diğer tanık ... ise, aynı tarihli dilekçede yazılı bulunan ev eşyalarının davalı evlendiğinde çeyiz eşyası olarak birlikte getirdiğini, kanepenin ise evlenmeden sonra kardeşinden aldığı borçla (çeyrek altınlarla) satın aldığını bildirmiştir. Görüldüğü gibi eşyaların hangi tarihte kimler tarafından ne şekilde alındıkları hususu üzerinde mahkemece durulmamıştır. Bu konuda sonuca ulaşmak açısından duraksama söz konusudur. Ayrıca davalının dinlenen iki tanığının beyanları arasında çelişki bulunduğu halde, HUMK.nun 265. maddesi gereğince yüzleştirilmek suretiyle aykırılık giderilmemiştir. Davacı dava dilekçesinde aynı zamanda “diğer kanuni deliller” denilmek suretiyle yemin deliline de dayandığı anlaşıldığı halde, bu husus üzerinde de durulmamıştır.

Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında mahkemece yapılacak iş; ev eşyaları konusunda dinlenen tanık beyanları arasında bulunan aykırılığın HUMK.nun 265. maddesi gereğince yüzleştirilerek giderilmesine çalışılması, eşyaların kimler tarafından, hangi tarihte alındığı hususu üzerinde durulması, kişisel mal niteliğinde çeyiz eşyası ya da evlilikten sonra birlikte alınan eşya olup olmadığı yönünde tanıklara sorular yöneltilerek durumun açıklığa kavuşturulması, HUMK.nun 344 ve devamı maddeleri gereğince davacının davalıya yemin teklif hakkını kullanıp kullanmayacağının sorulması, yemin teklif edildiği taktirde davalının yemin edip etmeyeceğinin belirlenmesi ve buna göre yemin metninin hazırlanmasının ve yeminin yaptırılmasının düşünülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, çelişki giderilmeden, eksik araştırma inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.

Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün ev eşyalarına ilişkin kısım bakımından HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 155,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 349,90 TL’nın temyiz eden davalıdan alınmasına 6.6.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

AVUKAT GİZEM GÜL UZUN